Psikoloji Kitap Önerileri

Mutsuz Olmak – Wilhelm Schmid

Kitap mutsuz olmak üzerine bir senfoni gibi,

Notaları bir inci gibi dizilmiş, mutluluk ve mutsuzluk üzerine adeta bir inci gibi dizilmiş,

Sonsuza kadar mutlu olmak isteyenlere,

Mutsuzluğu kendi şivelerinde kabul etmeyenlere tavsiye edilmez,

Sürekli mutlu olmayı teşvik eden bir çağ için kıymetli bir kitap.

Hayatın ying-yang gibi, kutuplardan oluştuğunu, ya da dharmaya inanlara tavsiye edilir.

Başlayalım o zaman alıntılamaya… Buyrun… Size kitaptan cümleler…

İlan panoları “Mutluluk” diye bağırır. Reklam spotlarından “Böyle mutlu olursunuz!” kıvılcımları çakar. Broşürler “Daha fazlar mutluluk!” vaat eder. Gezi düzenleyen kuruluşlardan “Mutlu olma garantisi”yle yer ayırtabilirsiniz.

Mutluluk normatif bir anlam kazanmış bulunuyor, yeni bir norm nakşediyor insanın alnına: Mutlu olmak zorundasın, yoksa hayatın yaşamaya değmez. Mutsuz insan, kendini suçlamaya başlıyor, mutlu hayatın icaplarıyla başa çıkamadığına göre kendinde bir eksik buluyor. Belli ki başarısız olmuş. Başka herkes başarmış görünüyor, em azından bu izlenimi uyandırmak için sıkı çaba sarf ediyor. Kıskançlık mutsuzun ruhunu kemiriyor. Dünya çapında yapılan mutluluk araştırmalarına bakılırsa, bu gezegeni dolduran bütün o mutlu insanlarla bir irtibat kurabilmek mümkün olmayacak asla.

Dış koşulların baskısı arttıkça, insanlar içsel mutluluklarını sorgularlar: “Mutlu muyum ben? Gelecekte nasıl mutlu olabilirim? Ne kadar çok insan, sırf mutlu olmaları gerektiğine inandıkları için mutsuz oluyordur acaba? Peki ya mutsuz olan ve sadece bununla değil de bir de tüm toplumun mutluluktan mest olmuş görünmesiyle baş etmek zorunda olan onca insana ne demeli?

 Mutluluk önemlidir ama anlam daha da önemlidir. Hayatta tek meselenin mutluluk olduğu, modern hayattaki anlam kaybını mutlulukla ikame etmek isteyenlerin bir masalıdır. Başarısız ve mutsuz olmak da vardır insan hayatında. Başarı zorunluluk değildir, başarısızlık hep bir ihtimaldir. Güzel dolu bir hayat, mutlaka başarılı bir hayat demek değildir. O halde başarıya ve mutluluğa kilitlenmek niye?

İnsan hayatındaki esas meydan okuma, mutlu olmak değildir. Mutsuz olmakla baş etmek, onu sindirmek ve ona dayanmak çok daha zordur: kahramanca olan, böyle bir hayattır.

 Mutluluk çok defa mutlu tesadüfün eseridir. İnsanlar hayatları boyunca ona çok ihtiyaç duyarlar. Dönüp de şimdiye kadarki hayatına bakan herkes, birçok dönüm noktasında beklenmedik tesadüflerin devrede olduğunu fark eder.

Tesadüf, birisinin bahtına çıkandır; lehine veya aleyhine, nereden, nasıl gelirse gelsin. Tesadüflerin daima lehte olması söz konusu değildir. Aleyhte tesadüflerin olasılığı önlemlerle azaltılabilir ama tamamen ortadan kaldırılamaz.

Hayal kırıklığından ve onu izleyen mutsuzluktan kaçınmak isteyenin yağacağı en iyi şey, oynamayı bırakmaktır. Tabii bunun bedeli de hayatındaki heyecanı git gide kaybetmek olabilir, yani belki de başka mutsuzluk hali.

Talihin yüzüne güldüğü insanı da kıskanmamalı. Mutlu tesadüfü elinde tutamazsa, o da mutsuz olur. Mutlu tesadüfün tam tersine dönüştüğüne de rastlanır. Yüze gelen tesadüfün de aslında insanın aleyhine olduğu ortaya çıkabilir. Talihli tesadüfün talihsizlik olduğu anlaşılabilir zaman içinde, talihsizliğin de talih olduğu. Bazen tam da talihsiz hadiseler yeni bakış açılarına imkan verir.

İnsanlar hayatın tamamını göremezler, hele dünyada olup bitenlerin tamamını hiç göremezler.

İnsanlar tecrübeleriyle öğrenirler, tecrübenin de önemli bir kısmı kötü tecrübedir.

Mutluluğunu sağlığına bağlarsa, bir nezle bile onu mutsuz edebilir. Hep eğlence istiyorsa gönlü, bir saat sıkılmak onu mutsuz etmeye yeter. Hep genç kalmayı istese, yaşlanmak ona daha fazla acı verir. Hayat sırf zevk almak için mi yaşanır? Sırf başarı mıdır önemli olan? O zaman tek bir başarısızlık bile hayattan bıktırabilir, oysa onlarla yaşamak da yaşama sanatının parçasıdır. İnsanlar, mutsuz oldukları için mutlu olmaya çabalarlar. Mutluluğu bulduklarında da mutsuzluk olmadan yapamazlar çünkü mutluluğun zıddına muhtaçlardır; bu nedenle seyircilerini mutlu etmek isteyen hiçbir yeni televizyon programı, bir mutsuzluk tasvirinden kendini alamaz. Ama mutluluğu sürekli istemek anlamsızdır, çünkü ebediyen sürmesi mümkün değildir. En vahimi, birçoklarının mutluluktan tam da bunu ummasıdır. Kesintisiz boşluk hali, daimi neşe, keyifler hep yerinde olsun ve bol eğlence. Ne var ki mutluluğu bir tür daimi zevkte aramak, mutsuz olmanın en emin yoludur.

En sevdiğiniz yemeği fazla sık yerseniz, memnuniyetten ziyade bıkkınlığı teşvik edersiniz. Refahın artmasıyla, onu kaybetme korkusu da artar. Modern hayatın sunduğu imkanların çokluğu da mutsuz eder, çünkü hayat, şimdiye dek hiç olmadığı kadar uzadıysa bile, bunların hepsini gerçekleştiremeyecek kadar kısadır. Acıları anlamlandırma biçimi değiştirebilir. Acıyı tanımasam, hazzın ne olduğunu nereden bilecektim? Hayatta esas mesele sahiden mutluluk mudur? Mutluluk sahiden hoşnutluk demek midir?

Peki ama her şeyde daima sadece pozitif olanı göreceğim diye kendini kasmak niye? Neden her günümüz ille pozitif olsun? Hayatın başka zamanları da vardır, pozitif olanın kıymetini onlar sayesinde bilirsiniz. Keyfi yerinde olmak mecburi olursa, her aksaklık büyük bir arızaya dönüşür.

 Yaşam sanatı hayatın her iki yanıyla da geçinebilmeyi gerektirir, sadece pozitif olanla, hoş ve haz dolu olanla değil, negatif olanla, nahoş ve acı verici olanla da baş edebilmeyi…

Hiç bir şey kalıcı değildir, her şey geçicidir, geçip gideni geri getiremezsiniz. Her şeyin geçip gideceği gerçeğini değiştiremezsiniz. Anlam kuvvet verir. İnsanlar bir anlam görürse, bir çok şeye göğüs gerebilir, bir çok şeyi alt edebilirler, bir anlam göremezlerse hemen hiçbir şeyin üstesinden gelemezler. Anlam boşluğunu maddi mallarla doldurmaya dönük her deneme daha ziyade kaygı doğuruyor, çünkü bunlar her zaman kaybedilebilir.

İnsanlar mutlulukları için her şeyi yapmaya hazırdırlar, bunun tüm kuvvetlerine mal olduğunu fark etmezler.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir