Psikoloji Yazıları

Bir Psikopatın Zihni

Kiehl K. A. and Buckholtz J. W. (2010). Inside the Mind of A Psychopath, Scientific American Mind, September, October.

Bir Psikopatın Zihni 

Suçluların beyinlerinde anormallikler var. Psikopatlar istediklerinde iyi bir kişi olabiliyorlar. 

Bu araştırmada, yüzlerce hapishanede tutuklu suçlu ile görüşmeler yapıldı. Ve bu araştırmada, psikopatların en değişik özelliğinin, empatidenyoksun olmaları bulundu.

Psikopatlar yalan söylerler, manipüle ederler ama yine de pişmanlık ya da vicdan azabı hissetmezler, hatta derin olarak hiçbir konuda bir şey hissetmezler. 

Normal insanların dünyayı anlamlandırma sürecinde, duygular vardır. İnsanlar ve yerler arasında, bağlılık ve amaç konusunda, en içten hislerimizde bize duygularımız yardım eder. Neredeyse, hayatı duygular olmadan hayal etmek imkânsızdır. Ta ki, bir psikopat ile tanışana kadar. Çoğunlukla psikopatlar yetersizliklerini, cazibeleriyle kaparlar, bu yüzden neyle baş ettiğimizi anlayana kadar çok uzun zaman geçebilir.

Psikopatların empatisi olmasa da, onlar normal duyguları taklit ederler ve bize çok normal hatta karizmatik gelirler. Duygusal yetersizliklerini kapamayı bir şekilde öğrenirler. Bu normal gözükmek, sağlıklı olmanın arkasındaki maske, psikopatları çalışırken herkesi şaşırtır. Ne kadar sorumsuz, suçlu, yıkıcı olsalar da, hiç biri klasik zihinsel bozukluk belirtileri göstermezler. Ne halüsinasyonları vardır ne de sesler duyarlar. Kendilerini karmaşık, endişeli ya da rahatsızlık verici zorlantılar konusunda rahatsız etmiş hissetmezler. Sosyal olarak da garip değillerdir. Genellikle, ortalama zekâdan daha iyi zekalarıvardır. Pişmanlık ya da değişme isteği göstermezler, bu yüzden biz bir dilemma içerisinde kalırız, acaba onlar gerçekten kötüler midir, yoksa zihinsel olarak problemleri mi vardır? 

Yupi Eskimolardan Nijerya’daki arankanlara kadar neredeyse dünyadaki her kültürde, antisosyaldavranışları olan ve toplumun huzurunu bozan bireyler kaydedilmiştir. Beyin hareketlerini eş zamanlı olarak kaydeden teknoloji sayesinde, uzmanlar artık psikopatların garip davranışları hakkında limitli bilgiye sahip olmaktan kurtuldular. 

Şu an düşünürken, karar verirken ya da çevrelerindeki dünyaya tepki verirken beyinlerinin içerisinde ne oluyor bunu araştırabiliyoruz. Bulduğumuz bilgi ise, bencil olmaktan çok ciddi biyolojik zayıflıklar yaşayan kişiler oldukları. Onların beyinlerinin bilgiyi işlemesi, diğer insanlardan farklı oluyor. Onların beyninde sanki,duygusal gelişimlerini bozan bir öğrenme bozukluğu var. Belirli fizyolojik bozukluklar onları başkalarına karşı empatik olmalarını, düzenli ilişki kurmalarını ve öğrenmeyi engelliyor.

Bu araştırmada, 1000’den fazla psikopattan beyin görüntülenmeleri ve vaka geçmişleri alındı ve databazında verileri incelendi. Araştırmada, taşınabilir bir fMRI ile hapishane duvarlarının içine gitti. EEG ve beyin tarama ile, araştırmacılar psikopatların beyinlerinde duygu okuma, başka insanlardan ipuçlarını okuma ve hatalardan öğrenme ile ilgili eksiklikler olduğunu keşfettiler. Bu eksiklikler, 5 yaşındaki çocuklarda görünüyor olabilir. Duruşmalar sayıldığında, hapishane kalmaları ve bundan doğan zararla, psikopatlar yılda 250 bin ile 400 bin dolar arası zarar açmaktadır. 

Amerika’daki hapishanelerin 15% ve 35% arası psikopatlar ile doludur. Psikopatlar diğer kişilerden daha kabadır.

Hiç depresif olmamak, endişelenmemek, hiç pişmanlık duymamak ya da hiç düşük özgüvene sahip olmamak ve hiçbir şey ya da hiçbir kimseye değer vermemek nasıl olurdu düşünün.

Psikopatların duyguları sığdır. Hafif nedenlerden, rahatsız olurlar ya da riskli davranırlar. Sadakat ve tutkuları olmadığından, hayatı önemsiz bir dürtüden; hırsızlık, saldırı, sahtekârlık ve hatta cinayete varacak kadar başıboşlardır. Bağlılık, suçluluk, keyif gibi karışık duygular için ise, bir kitap tanımı kullanırsak, kelimeleri bilirler fakat müziği anlamazlar. Psikopatların bir şey ilgisini çekti mi, çevreleriyle ilgilenmekte zorlanırlar. Birçok çalışma, psikopatların deneyiminin diğer insanların deneyiminden farklı olduğunu gösterir. Uygun ahlaki kararları vermekte ve dürtülerini frenlemekte zorlanırlar. Aynı zamanda duygulara verdikleri cevapta, konuşma gibi konularda neredeyse beş yaşında bir çocuk kadar zorlanırlar. Psikopatlar, duygusal ipuçlarına karşı dikkatsizdir. Başkalarının sesindeki duyguları ve özellikle korkuyu fark etmekte kötülerdir. Aynı zamanda korku dolu yüz ifadelerini algılamakta zorlanırlar. 

Psikolog Robert D. Tarafından British Columbia Üniversitesi’nde 1991 yılında yapılan klasik bir deneyde, psikopatların dildeki duygusal ince farkları kaçırdığı bulunmuştur. Psikopatlar metaforları anlamakta zorlanırlar. Kiehl (1999) çalışmasında, psikopatların sevgi, yalan, güven, adama ve meraklılık soyut isimleri fark ederken hatalar yaptıkları bulunmuştur. Psikopatlarda bulunan bir diğer yetersizlik ise, dikkat edebilme kapasiteleriyle ilgilidir.

Newman, Psikopatların duyarsızlıklarının dikkat ile ilgili gariplik olduğuna inanıyor. Dikkatleri meşgul olduğunda yeni bilgi almıyorlar. Araştırmalar psikopatların tepkisiz olduğunu önerir. Psikopatlar kötü kokulara maruz bırakıldıklarında ya da biçimi bozulan yüzler gösterildiklerinde avuç içlerinin terlemedikleri bulunmuştur. Newman ve arkadaşları, psikopatların elektroşok tehdidi gibi rahatsız edici uyaranlara karşı normal fizyolojik tepkiler verdiğini, ama dikkatleri başka bir yere odaklı olduğunda bu durumun böyle olmadığını bulmuşlardır. Bir hedefe kitlendiklerinde, psikopatlar hedefe ulaşana kadar trenden inmezler ve başka hiçbir şeye odaklanamazlar. Hedeflerini durduracak her hangi bir bilgiye karşı kör ve sağarlardır. Psikopatlarda gözlerin arkasında bulunan, ventromedial prefrontal cortex ve orbitofrontal cortex olan iki komşu bölgelerde arızalar vardır. Orbitofrontal cortex, gelişmiş kararlar verirken ve riske karşı hassaslıkta ve ödül ve ceza hakkında hassaslıkla ilgilidir. Beyinlerinin bu bölgesinde zarar olan kişiler, içgörü ve dürtü hakkında problemler yaşarlar. Bu kişilerin psikopati kazandığı söylenir. Ama başka beyin bölgeleri de psikopatinin gelişiminde etkilidir.

Amigdala da etkili bir beyin bölgesidir. Amigdalakorku gibi duyguları üretir. Amigdala da bozulma, korkusuzlukla ilgilidir. Ama çalışmalar, bir ya da iki beyin bölgesinin bozulmasının psikopatiyle ilgili ciddi bozulmalar için yeterli olmadığını önerir.

Psikopatların beyninde, paralimbik sistem, duyguları kaydeder ve deneyimlere duygusal anlam yükler. Bu beyin bölgeleri, karar vermeyi, yüksek seviyede mantık yürütmeyi ve dürtü kontrolünü yönetir. Bu bölgelerinde beyin hasarı olan kişiler genellikle psikopatik özellikler ya da davranışlar geliştirebilir. Görüntüleme çalışmaları, psikopatlarda paralimbik bölgelerin az gelişmiş olduğunu bulmuştur. Paralimbik sistem, birbiriyle bağlı olan beyin yapılarıdır ve bu yapılar, duygu süreçleri, hedef arkasında durmak, motivasyon ve kendini kontrol etmeyle ilgilidir. Bu hipotezi Kiehlve arkadaşlarının bulduğu FMRI görüntüleri destekler, bu görüntülerde, paralimbik dokuda zayıflanma görüntülenmiştir, bu beynin bir zayıf kas gibi  da beynin bu kısmının gelişmemiş olduğunu gösterir. 

Orbitofrontal corteks ve amigdalaya ek olarak, paralimbik sistem anterior cingulate corteksi ve insulayı içerir. Anterior cingulate, duygusal durumları yönetir ve insanların dürtülerini kontrol etmesine ve hatalarından davranışlarını yönetmesine yardım eder.

İnsula, sosyal normlara ve korku, kızgınlık, empative iğrenme gibi duygulara karşı da önemli bir rol oynar. Psikopatik davranış tanım olarak sosyal beklentilere karşı hassas değildir ve daha önce belirtildiği gibi, psikopatların diğer insanlardan farklı olarak iğrenme eşikleri yüksektir, farklı kokuları tolere edebilirler. ​

İnsula aynı zamanda acı algısıyla ilgilidir. Psikopatlar hakkında araştırmalar, acı verici koşullar karşısında sakinliklerini koruduklarını vepsikopatların hatalarını fark etmeleri ve davranışlarını onlara göre ayarlamaları zordur. Bu da bize neden psikopatların geçmiş hatalardan öğrenmediklerini ve sürekli hapse gittiklerini anlatır.

Psikopatlar doğmuş mudur yoksa olmuş mudur? Cevaba göre muhtemelen ikisi dedir. Genlerin antisosyal davranışlarda 50% etkili olduğu düşünülür. Bazı psikopatlar zor çocukluklarından korkmuşlardır, diğerleri ise stabil ailelerin kara koyunudur. Her ne kadar genler ya da çevre etkili olsa da, okul öncesi erken müdahale çok kritiktir. Psikopatlar acı vermekten mutlu olur ve acı vermekten korkmazlar. Çünkü erken dönemde, sosyal ve bilişsel becerilerin vicdan oluşturmaya daha müsaittir. Psikopatlar öğrenmede ve başkalarının zayıflıklarını kullanmada iyilerdir. Soyut fikirleri almakta problemleri vardır bu yüzden kişisel sorumluluk hakkında fikirler onlara işlemez. Psikopatlar genelde grup terapisinden sonra iyileşeceklerine kötüleşirler çünkü, grup terapisi onlara manipülasyon becerilerini geliştirmek ve başkalarının zayıflıkları hakkında içgörü kazandırır.

Toplumun yüzde 0,5’den-1’ine kadar kişiler psikopattır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.